Strawberry Türkiye’ye Tekrar Gönderime Başla(mış)!

Hiç post yapılası bir konu değil bu aslında. Sadece bir açıklama niteliği taşısın istedim. Bir zamanların fenomeni, basına yansıyan (bir bakıma şişirilmiş) cirosuyla, Türkiye’nin koskoca kozmetik devlerinin korkulu rüyası haline gelen ve sırf bu uğurda yurtdışı kozmetik alışverişine YASAK getirilen çok ünlü Strawberry tekrar Türkiye’ye gönderime başladı diye bir mail geldi 19 Ekim’de. O kadar sevindim o kadar sevindim ki, bu işin “acaba nasıl”ını hiç sorgulamadım bile. Açıklamada şöyle denmiş:

Sayın müşterimiz,

Türkiye ye gönderimlerimizin sınırlı sayıda ürün ile başlamış olduğunu müjdelemek istiyoruz. Şimdilik gönderim yapılan ürün çeşidi sınırlı olmasına rağmen, ürün yelpazemiz her geçen gün yeni eklenenlerle artacak ve 600 den fazla marka, 30.000 çeşit ürün kataloğumuzun tamamını size sunuyor olacağız.

Yeniliklerimiz neler?

  • Hiç bir zaman gümrükle işiniz olmayacak. Tüm vergiler tarafımızdan ödenip, ürünler özel kurye ile adresinize teslim edilecek.
  • 150 Euro sınırı yok, tüm ürünlerinizin ithalatı yapılıp vergisi ödenmiş olarak teslimi yapılacak. Bundan sonra istediğiniz miktarda sipariş verebilirsiniz.
  • Tüm vergilerin tarafımızdan ödenmesine ve fiyatlarımızda olacak küçük artışa rağmen, Türkiye’nin en ucuz kozmetik mağazası olmaya devam edeceğiz.

Neler aynı kalacak?

  • ÜCRETSİZ GÖNDERİM. Tüm siparişler ÜCRETSİZ gönderilecek*
  • Bağlılık indirimlerimiz eskiden olduğu gibi devam edecek. %10’a varan bağlılık indirimimizden faydalanmaya devam edeceksiniz.
  • Daha fazla al, daha fazla kazan olanağımızla 6 ürüne kadar aynı anda sipariş vermeniz halinde ekstra %5 indirim almaya devam edeceksiniz.

Siz değerli müşterilerimize tekrar hizmet vermekten dolayı mutluyuz.

*Sadece parfüm içeren siparişlerde küçük bir miktar gönderi ücreti uygulanacaktır.

Sonra aklıma esti, hadi bakalım karıştıralım siteyi dedim bir siftah yapalım. Açtım ve kalakaldım. Fiyatlar resmen uçmuş, 2 katına çıkmış, hatta 3, hatta ve hatta o isim vermek istemediğim kozmetik firmalarından daha bile yüksek olan fiyatlar gördüm. Çok şaşırdım, ama yukarıdaki açıklamayı kalınlaştırdığım kelimelere dikkat edip tekrar okuyunca çözdüm olayı. Peki ne denmek isteniyor?

1. “Sınırlı sayıda ürün”: Hala her ürüne ulaşamıyoruz. Oysaki biz Strawberry’i en çok TR’ de olmayan ürünler için kullanıyoruz. Her ürüne ulaşamamamızın nedeni de henüz onların ithalatının yapılamıyor olması.

2. “Tüm vergiler tarafımızdan ödenip”: Vergi ödemen demek; senin bu ülkede vergi mükellefi olup, ithalat yapıp, o ürünün satışını yapıyor olman, bu da fiyatlara en az %30-40 binmesi demektir. Yavaş yavaş anlaşılıyor. Devam…

3. “150 Euro sınırı yok”, “ithalatı yapılıp”: Bak gördün mü? İthalat yapılacak! 150 Euro sınırı tabiki olmaz. Bu arada bilmeyenlere de şöyle açıklayayım, Eskiden gümrük muafiyeti kargo ücreti dahil 150 Euro ile sınırlıydı. Yani 150 Euro’ya kadar yurtdışından getirtdiğin ürün gümrüğe takılmazdı. Ancak şimdi o da değişti. Sınır, kargo ücreti hariç olarak 75 Euro’ya çekildi. Sınır olmamasının nedeni bizim yurtdışından mal almıyor olmamız. Çünkü biz yurtiçindeki bir ithalatçıdan mal alacağız bu duruma göre.

4. “Fiyatlarımızda olacak küçük artışa rağmen”: Küçük artış dedikleri şey; sanırım burda fiyatların 2 katına çıkmasından bahsediyorlar…

Uzun lafın kısası Strawberry Türkiye’de şube tarzında birşey açmış yada bir başka firma aracılığıyla bunu yapıyor. Türkiye’de bir ithalatçı olarak çalışıyor yani. Ürünleri merkezi olan Hong Kong’dan ithal edip, buraya getiriyor, doğal olarak da vergisini ödüyor. Biz yine sitesinden alışveriş yapıyoruz. Ancak ürün bize Hong Kong’dan değil Türkiye’de bir yerden geliyor. Üstüne vergiler binince de aynı o kozmetik firmalarının fiyatlarından oluveriyor. Aslında kınamıyorum yanlış anlamayın, Türkiye Pazarını kaybetmek istemiyor Strawberry, yapabileceği bu vardı ve o da yaptı. Şimdilik fiyatlar bence astronomik düzeyde. Ama yine de takip etmekte fayda var diye düşünüyorum. Güzel indirimleri olursa (ki mutlaka olacaktır, yoksa geri kazanamazlar bizi) kaçırmak istemeyiz…

Follow me on…