LC Waikiki: Nereden Nereye… Sıkılmadan okuyun lütfen…

 

1985, Fransa – George Amoual liderliğinde kuruldu.

1988, Türkiye – Taha Tekstil (Taha Grup) ile çalışmaya başladı.

1991 - Taha Grup toptan satış ve marka oluşturma hedefleri doğrultusunda Tema Tekstil’i kurdu.

1993 -  Tema Tekstil bünyesinde grubun ilk tasarım birimi kuruldu.

1996 - Taha Grubu’nun perakende sektörüne girme stratejisi doğrultusunda, mağazalar açmak ve LC Waikiki ürünlerini bayiler yerine kendi mağazalarında satmak hedefi ile Tema Mağazacılık A.Ş. kuruldu.

1997 - LC Waikiki artık bir Türk markası haline geldi.

2000 - Perakendeci kimliğini ön plana çıkarıp, sadece kendi mağazalarını açmaya yönelen Tema Mağazacılık LC Waikiki’ye ek olarak XSIDE markasını Türk tüketicisine sundu.

2009 - LC Waikiki Mağazacılık yurt dışı yatırımlarına başladı.

ve 2012’den itibaren Türkiye dışındaki pazarlarda hızla yayılmayı hedefleyen LC Waikiki Mağazacılık, 2023 yılına kadar Avrupa’nın en başarılı üç giyim perakendecisinden biri olmak vizyonuyla hareket ediyor.

Bilirsiniz; Çocukluğumuzun yani 90lı yılların en kaliteli markalarından biriydi o… Üzerindeki o maymun bizim için çok çok karizmatik bir şey değil miydi? Sonra ne olduysa oldu ve 2000li yılların ortasında bir iddia atıldı ortalığa. Böyle konularda kesin konuşmak gerçekten çok yanlış, herşey olabilir bence… İşte bu ortaya atılan iddiadaki bildiğiniz ortaklık meselesi bence LCWaikiki’yi duraklatan şey oldu. İddia tarihinin LCW’nin yeni mağazalar açarak ve markalar yaratarak yurtdışına açılması ile çakışması ve her sene yeniden hortlaması bir tesadüf mü acaba diye sorulmalıydı önce. Herkesin sorgulamadan inandığı şey rakiplerinin karalaması olamaz mıydı? Marka sürekli çeşitli basın açıklamaları yaparak kendini savunmak zorunda kaldı. Firmanın, 2 Malatyalı ailenin ve bir de Fransız ortağı olduğu basında tekrar tekrar yer aldı. Ama bir kere çamur atıldı mı izi kalıyor maalesef. Bu konuda hala bir muamma kimilerine göre. Hal böyle olunca da firma ve LCW markası ciddi anlamda hırpalandı. Bunun yansımalarını ben kendi adıma kreasyonlarında da gördüm.

Çocukken bayıldığım hatta üzerinde 12 yaş yazan (ki ben 24 yaşındayım) kırmızı, maymun logolu bir eşofmanı hala giyebileceğim kalitede olan o marka, 4-5 sene öncesine kadar mağazalarının önünden geçerken vitrinine bile bakamadığım bir hal almıştı. Ortaya atılan iddialardan değil belki ama hem kreasyon açısından hem de kalite açısından LCW’nin yaşadığı bu düşüş ben dahil birçok müşterisini kaybettirdi ona.

Derken son birkaç senedir o tünelin ucunda bir ışık yandı yine. Özellikle modellerdeki iyileşme kimsenin dikkatinden kaçmadı. Yurtdışı markalarının sezon ürünleriyle neredeyse aynı modellerde ürünler görmeye başladım vitrinlerde. Özellikle Aztec, Pop Art, Geometrik, Etnik, Romantik, Floral, Kamuflaj desenler ve Sezonsal renk seçimleri de trendleri gayet iyi takip ettiklerinin göstergesiydi. Bu nedenle son 2 senedir LCW mağazalarına merakla girer oldum. Hatta internet sitesinin mağazalara oranla daha derli toplu olmasından dolayı orayı daha çok tercih ediyorum diyebilirim :)

Biraz da kalitesi hakkında yorum yapacak olursak, ilk zamanlardaki kadar olmasa da bahsettiğim 4-5 sene önceki kadar da düşük kalitede değil. Özellikle trend ürünlerin yani bir süre sonra modası geçecek bir kıyafetin ömürlük olmasına gerek olmadığından fiyata oranla gayet alınabilecek parçalar.

Son olarak da bir algı olayından bahsetmek istiyorum;

Moda nedir? Moda latince “modo” kelimesinden gelir ve “hemen şimdi” anlamı taşır. Kelime anlamıyla toplumun tüketim trendleri belirleyen tüketim anlayışı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca İtalyanca’da değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik olarak geçmektedir. Modanın bir diğer anlamı da, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlüktür.

Bence yeterince iyi bir açıklama… Peki moda sadece lüx tasarım markaları mıdır? Ya da sadece o markaları alabilenler mi moda blogu yazabilir? Chanel değil de Zara alabilen moda bloggerları varken, neden Zara alamayıp da LCW alabilen moda bloggerlarına laf atılır? Ya da onlar neden LCW aldıklarında kıyafetinin, ayakkabısının markasını bloguna yazmaya utanır? İşte hep bu algı yüzünden. Evet modayı lüx markalar belirler. Peki neden? Çünkü adı üstünde onlar MARKA’dır ve bazılarımızın onlara ulaşamamasıyla doğru orantılı olarak onlar tüm imkanlar ellerinde olduğu için bize her yoldan ulaşır. Bir model çıkar, bir renk belirlenir, sonrada daha küçük tüm markalar bunu işler ve koleksiyonlarında kullanır. Sonuç olarak sezon trendleri böyle böyle ortaya çıkar. Yaptıkları en absürt şey bile, bir süre sonra gözümüzün alışmasından ve her yerde, herkeste gördüğümüzden dolayı bizler için birer arzu nesnesi haline gelir ve fahiş fiyatlara satılmaya başlanır. İmkanı olanlar bunları lüx markalardan alır ve blogunda gerine gerine yazar.

Halbuki kombin yapmak nedir? Zara’nın yada H&M’in vitrinini alıp üstüne geçirmek midir? Biz onu zaten mağazada görüyoruz yahu! Bunu geçenlerde arkadaşım Sedef’e söylemiştim ve o da benim adıma bu şekilde twit atmıştı sağolsun içimde kalmadı (çünkü ben onun sivri diline henüz erişemedim heheh :) ) Önemli olan değişik yerlerden, değişik parçaları, değişik sezonlardan, değişik amaçlarla kullanıp yeni ve farklı kombinasyonlar yaratmak değil mi? Aksi halde o yapılan kendini göstermek olur sadece… Ya da çok lüx markaları alacak kadar zengin olduğunu, ancak onları kullanabilme yeteneğine sahip olmadıklarını. Çünkü yeri geldiğinde insan pazardan da birşey almalı ve kullandığını yazmalı. Bloglar zenginlik yada fakirlik göstergesi olmamalı…

Bu konuda daha yazılacak çook şey olmasına karşın konuyu daha fazla saptırmadan sizler için seçtiğim birkaç parçaya gelmek istiyorum hemen. Öncelikle triko ve kazaklardan başlayalım…

Şuanda sezon indirimi olduğundan uygun olan fiyatlar daha da uygun hale gelmiş. En beğendiklerim arasında tribal desenli ve oops! yazılı kazak bulunuyor. Geçen yaz sezonunun favori rengi mint yeşili de ürünlerde oldukça kullanılmış. Siyah – Beyaz ve Geometrik desenlerin bir arada kullanıldığı model ise kesinlikle her dolapta mutlaka olmalı, ben bir kazak düşkünü olarak böyle düşünüyorum en azından. Sadece günlük değil iş hayatı için de klasik modeller bulmanız mümkün. Örneğin dantel detaylı romantik görünümlü kazak ve taşlı triko tam da bu amaçla üretilmiş. Pantolonlara da kısa bir bakış atalım;

Çizgili kumaş pantolon, yine aynı kumaştan yapılmış yada “desenleri karıştır” trendiyle karışık desenli veya hiç olmadı düz bir blazerla harika kombinlenebilir bir parça.  Hemen yanındaki floral desenli pantolonun ise Zara’nın 2012 Sonbahar-Kış sezonunda aynısı bulunmakta idi. Yanları deri detaylı tayt pantolon ise salaş kazaklarla ve wedge sneakerslarla mükemmel olacaktır. Yine iş hayatı için fuşya kapri benim için oldukça ilham verici oldu. Herkesin böyle cesur olamayacağını biliyorum ama ben klasik parçalarda da cesur renkleri kullanmaktan yanayım :) Eteklerde ise durum şöyle;

Bu kategoride çok iç açıcı parça olmasa da en beğendiklerimi aldım yinede. 1 senedir giymelere doyamadığımız şifon piliseli maxi eteklerden hala edinmeyen varsa bu uygun fiyatla hemde siyah rengini mutlaka edinsin. Renkli ve aztec deseni trikoyla birleşince dayanamıyorum. Ancak bu eteği basenleri olmayanların giymesi gerektiği hakkında küçük bir uyarı yapmak isterim. Yoksa desenli ve karışık renkli olduğundan, sizi olduğunuzdan daha da kilolu gösterebilir. Peplumlar ise hayatımıza bir girdi pir girdi diyebiliriz. Basic denebilecek bir parça haline gelmişken bir tane de eteği alınsa fena olmaz hani ;)

Elbiseler ise LCW’de giyim adına en iyi bulduğum kategori diyebilirim. Dantel ve peplumun bir arada kullanılması Mango’nun 2012 Sonbahar-Kış sezonundaki bir eteğinde gözümüze çarpmıştı. LCW’de ise elbise olarak karşımıza çıktı, çok da güzel oldu :) 2. peplumlu elbise ise bana resmen Versace for H&M kolesiyonundaki fuşya zımbalı elbisenin desenini anımsattı. Birebir aynı olmasa da aynı duyguyu verdiği kesin. Payetler Zara ve TopShop’un favorisi iken LCW’de bu furyaya katılmış, beğendim. Etekleri ve şortları da yapılabilir. Şal desenli elbise ise yine Mango ve Koton esintili olarak tasarlanmış sanki. Hepsini ayrı ayrı çook beğendim.

Son olarak da çok uygun fiyatlı olmasından dolayı en sevdiğim kategori ayakkabı ve aksesuarı ele alalım dedim.

*Yaz gelsin de fedoralarımızı takalım diyenlerin yanısıra hala bir hasır şapkası olmayanlar uygun fiyatlı bu şapkayı kaçırmasınlar derim.

*Renkli ayakkabılar ve zımba birleşince ortaya çıkan sonuç işte yukarıdaki gibi, uygun fiyata bulmuşken bir tane edinilmeli.

*H&M’in bu sezon en sevilen aksesuarlarından olan pomponlu bere LCW’de de yerini almış.

*Benim gibi Maskülen tarza bayılanlar varsa kaçırmaması gereken pudra rengi oxfordlar.

*Sezonun rengi Bordoyu vitrinlerde görmekten bıkmadıysak bu deri eldivenlerin fiyatı çok uygun.

*Snoodların kullanım kolaylığı ve şıklığı renkli desenler ile 1 kat daha artar sanıyorum.

*Boncuklu etnik sandaletler yaz için iyi bir yatırım diye düşünüyorum.

*Son 2 ayakkabıyı ise zaten çok yakından tanıyorsunuz. Ben ikisininde tanesini 39,90 TL’ye almıştım (burada ve burada) fakat şimdi 19,90 TL. Bu da bu işin cilvesi işte ne yapalım :)

Peki siz neler düşünüyorsunuz? Katılanları da katılmayanları da görmek isterim. Haa bu arada indirimler 28 Şubata kadar devam edecek ancak biliyorsunuz ki çoğu üründe beden kalmıyor :( Umarım faydalı bir post olmuştur. Herkese keyifli alışverişler dilerim ;)

http://www.lcwaikiki.com/

Tarihçe Kaynak: lcwaikiki.com

Follow me on…